28 Temmuz 2017 Cuma

sevgili günlük

yazı yazarken kendimi daraltıyorum.
belki günlük yazmaya başlamalıyım.hem olay çok bizim buralarda.mesela gece iki buçuk olduğunda karşı bahçenin horozu ötmeye başlar.böyle canlı canlı pişiriyorlarmış gibi,feryat figan ötüyor hem de.
inanmazsın belki ama tüm naifliğime rağmen boğazına peçete tıkamak istiyorum.çünkü bir çıldırma nöbeti geçiriyorum.tatlı horozcuk gece iki buçukta ötülür mü? elbette bunda da saklı bir giz vardır.

bende olay bitmez,evet günlük yazabilirim.başka blog açmıyacağıma yeminliyim artık.onun için ne halt yapacaksam bu sayfa da yapacağım.ne o akerdiyon gibi aç kapa aç kapa.bıktım ben de inan ki.sonra küçük joe'nin bloğunda gördüm ,kendi yazılarını seslendirmişler.ben de yapcam öyle.seslendirme de bu sayfada olacak,kargadan bozma ses tonumla okurum artık .

sevdiğim fimleri,dizileri,okuduğum kitapları,ettiğim kavgaları,içtiğim kahveleri ve çayları da paylaşacağım.onları da bu blogda yapacağım.özgeyle kahve içiyorum pozu,sibelle kahve içiyorum pozu,müjganla kahvaltı yapıyoruz pozu.hem sevimliyim ben.

hepsini yazarsam hem bende rahatlarım.sonra dağda ,tepe de gezerken,çiçek toplarken de paylaşırım.
konu öyle çok ki.yaz yaz,paylaş paylaş bitmez.

böyle böyle şeyler işte.
benim canım sıkılıyor.
yine horoz geldi aklıma...

vefasız...

27 Temmuz 2017 Perşembe

yazacaktım ama ev yanıyor gibiydi.sen nabıyon...?

gittiğimde en çok neyi özleyecektim.

belki kahve fincanlarını.kırık kahverengi panjuru.caddedeki park yerlerini.kimsesiz gibi duran sokak lambasını.ateşböcekleri yine sarhoş olmalı.müziğin sesi gökyüzüne yükseliyor.ateşböcekleri hiç üşümezler mi?belki de oturup şiir yazmalı...sarhoş ateşböcekleri.

gittiğimde en çok neyi özleyeceğim.
belki senin gelmeyeşini.oysa kahveyi hep iki kişilik yapıyorum.ve terliklerini koltuğun altında saklıyorum.bunu da özler miyim? bilmiyorum.kelimeler çalıyorum bazen ,başıboş ,sonsuz ,kalabalık.pencereyi hep açık unutuyorum.
kelimeler gökyüzüne yükseliyor.vakit geceyarısı.00:12

belki gitmeyi özlüyorum.gidip geri dönmeyi,seni beklemeyi,gelmeyişini...
kahve fincanlarını kimsesizlere dağıtmak gibi güzel şeyler düşünüyorum.
bir bekleyiştir sonuçta.masanın diğer ucuna oturup ,karşılıklı kahve yudumlamanın bekleyişi.
güneş ışığı kadar aydınlık.pazartesi kadar yorucu.


okuyorsa okuyucuya not:inan hava çok sıcak ve hiç romantik olamıyorum.ateşböcekleri üşür mü? bilmem ama ,şöyle bir üşümek istiyorum.hatta titremekten dişlerim takırdasın.nankörüm,bu doğru.




25 Temmuz 2017 Salı

işte indim sahneden*

sesini savurtuşun
bin yıl gibi
uzun.

tüm anlamlarından kurtarıyorum kendimi.öylece anlamsız kalıyorum.
kalbim heyecandan yerinden çıkacak gibi olmuyor.
hep aynı şarkıları da dinlemiyorum artık.şarkılar anlamsız kalıyor.

rüyalarım sıcak.
buzulları ikiye ayıracak gibi
denge bozuluyor.

kimseyi daha iyi anlamaya çalışmıyorum.kimseye hak vermek gibi bir amacımda yok.
tüm dünyanın ışıklarını söndürüyorum.
puff.

düşünmüyorum artık.
düşünmek akıllı insanların işi.
söyle ,kalbimi kaç atom bombası gücünde kırıyorlar.


ben bu değilim.yazdıklarım torbadan çıkan tavşan falları.
ben fallara inanmıyorum.
türk kahvesini şekersiz içiyorum.


bazen seni düşündüğümde,tüm ev sallanıyor.hatta tüm şehir.
deprem oluyor.bu çok tehlikeli.

bu bahsi kapatalım.
bana bilmediğim bir şey anlat.
çok zoraki gülümsüyorum.

uzun zamandır kek pişirmiyorum.
evi hep topluyorum.

* bağzıları:zaten kırılmış bir kızsın...










23 Temmuz 2017 Pazar

Leonard Cohen - Dance Me To The End Of Love

-



ne söylesem boşluğa akacak gibi...

hadi dans et benimle...



ruhumun üstüne sinen tozları,silip geçiyormuş gibi..cık,olmadı hiç!bu benzetme.

ya da şeftali kadar tatlı..

19 Temmuz 2017 Çarşamba

liste yaptım.

*elimizde şekersiz kahvelerimiz ,karşı evin sundurmasından bahsediyorduk.sonra uzun uzun sustuk.
sıcaktı.kedi bize bakıyordu.biz kediye .sonra birbirimize baktık.bu şehir bu kadar ,dedim.
kıyısında kaldık biz şehrin.

*şehrin ortasına  yeni bir park yaptılar.kahve yarı yarıya daha ucuz.lakin her defasında değişen genç çocuklar ,kahvemi masaya getirirken hep döküyorlar.ilk yudumu hep dökülüyor daha ucuz olan kahvenin.

*şarkı bitince ,ne yazacağımı unutuyorum.

*miskin miskin uzanıyorken,tepemde vızırdayan karasinekleri hiç sevmiyorum.

*seni bazen rüyamda görüyorum.

*olsun devam ediyorum...

*blog ziyaretçi sayısını artırmanın tüyolarını veriyorlar.
ben aslında bunları biliyorum ama yapmıyorum.yapmayacağım da .kesin bilgi.

*hergün düzenli spor yapıyorum.ve bundan nefret ediyorum.

*saçımıza kimse çiçeklerden taç yapmıyor.sürünüyoruz.

*ayrıca bunları neden yazdığımı bilmiyorum.çok canım sıkılıyor.

*tezer özlü kitaplarını aldım da,acaba almasamıydım diye düşünüyorum.eski bahçe-eski  sevgi.
ama kitabın ismi güzeldi.

*yaşlanıyorum.

*taştan kalp

*sen önceden hep gemilerle giderdin .

*mercimek çorbası


16 Temmuz 2017 Pazar

bi derdim yok :1

sana kendimden bahsediyorum.vapurları sevdiğimi zaten biliyorsun.özgür tüm balıkları,kaçamayıp balıkçı ağlarına takılanları da seviyorum..üzülsem de zaten makus kader deyip kendimi avutuyorum.
olanlar oluyor.olacak olanlar da oluyor.
bir fotoğraf ,çerçevesiz,yıllardır orada kalmış.kutudan çıkarıyorum.arkadaki akasya ağaçlarının serinliği yüzüme vuruyor.uzaktaki tren raylarının üstünden trenler gelip geçiyor.rayların üstündeki sıcaklık parmaklarımı yakıyor.annemin saçları yine çok güzel.ben küsmüş gibi bakıyorum fotoğrafın içinden.başım hafif öne eğik.saçlarım hiç olmaması gerektiği kadar düzgün kesilmiş ,omuzlarımın hemen üstünde.yedi yaşındayım.ama sanki tüm dünyaya küsmüş gibiyim.dünyanın tüm yükü benim omuzlarımdaymış gibi .
yıllar geçmiş,geçmiş gitmiş.her şey değişmiş.saçlarım bir daha hiç öyle düzgün kesilmemiş.bakışlarım öyle kimseye küsmemiş.
sana kendimden bahsediyorum.kendimi bazen bir kitabın en güzel sayfasında unutuyorum.günlerce o sayfada kayboluyorum.
daha uzun yazmak istiyorum.çok uzun.lakin uzun cümleler kurmak bir kenti yağmalak gibi suç gerektiriyor.

not:B.mesaj yazmış.yazılarını seviyorum lakin de ve da larda hala sıkıntı var ,diye.(gıcık)
kendisi edebiyat öğretmeni.editörlerin de para kazanmaya ihtiyacı var,diye cevap yazdım.
editörün olabilir miyim yazmış,(ukela)(çok para kazanacağını biliyor)

sana sonra kendimden bahsetmeye devam edeceğim.


13 Temmuz 2017 Perşembe

işin özünde


sen kelimelerini devirte devirte kuruyorsun şehirlerini.şehrin bir ucundan diğer ucuna kırlangıçlar göç ediyor.beni sevmiyorsun.çünkü sevmek bilinç kaybı gerektirir.şiirleri seviyoruz ikimizde.eski tümceler kuruyoruz çoğu zaman..hüzün bir çıkmaz sokak gibi  duruyor adres defterimizde.geriye dönemiyoruz.geriye dönmek inkar gerektirir.inkar, tecrübesiz bir cesaret.bazı şeyler gemileri yakmaya benzemez.biliyorsun;kalp kırıklıkları ballı ihlamurla geçmiyor.

sana daha çok şey anlatabilirdim.içimizde koparttığımız kum fırtınalarından,martı çığlıklarından.lakin sonunu herkesin bildiği hikayeleri anlatmak yersiz ve çok uzun.
aslında kısacası
biliyorum sen  beni sevmiyorsun...







11 Temmuz 2017 Salı

dalmak

rüyalarından bahsediyorsun  tüm yorgunluğunla,uyunmamış bir uykunun içinden çıkıp gelmişsin gibi...gölge gibisin...duvarlara yansıyan uzun parmakların dans eder gibi dağılıveriyor sabaha.
gitmek hayatı meşru kılar mı? sanıyorsun.gitmek intihar girişimidir bu mevsimde.
rüyalarından bahsediyorsun.hiç anlamsız,yarım yamalak kalıyor ,susuyorsun sonra.
ben unutuyorum.kapı aralıklarını,kitap adlarını,yol haritalarını,yazmayı.
kıpırdamayan bir yaprak gibi bunalıyorum.cılız bir rüzgar bir heves gibi gelip geçiyor yanıbaşımdan.
anlamlar arama,anlamlar ütopyadır biliyorsun.kayıp,yitik ve sıcak...
.....
......
......


not:sıcaktan çok bunalmış,denize dalmak,yüzmek,dalmak,yüzmek ve dalmak,dalmak isteyen biriydi.
öyle sıcaktı ki,parmakları yazamıyordu.



9 Temmuz 2017 Pazar

yaramaz

seni bazen çok özlüyorum.
...
sonra çok aradım seni,başka bahçelerde,boş arazilerde,çocuk parklarında,simitçi dükkanlarının önünde, boş bankların altında, tren istasyonlarında...çok aradım seni.
gittiğini biliyordum.sadece kabullenemiyordum.

8 Temmuz 2017 Cumartesi

ya evde yoksam..

kanlı dolunay diyorlar.yatağın altına saklanıp,günlerce orda kalabilirim.
demeyin öyle.içim ürperiyor.

tam her şey yoluna girmişken,ben spor salonuna gidip spor yapmaya başlayıp ve bu durumdan mutluyken demeyin öyle...

6 Temmuz 2017 Perşembe

fasulye

kırılmış sesine merhem olamam,biliyorum.kırılmışlığınla ilgili şeylere de merhem olamam.
sadece kırılmışlığının sonrasında doğurduğun korkuyu yenmen gerektiğini söyleyebilirim sana.

neden dümdüz yaşamayı sevemiyoruz.dümdüzlük pirinç lapası gibi bir şey olmalı,tatsız ,tuzsuz ama sağlıklı.biz bol yağda kızarmış patatesleri severiz.üstüne ketçap ,mayonezle.sağlıksız ama lezzetli.

şimdi hayatı lapaya ve kızartmaya bağlamak diyete girmemle alakalı mı diye düşünmedim değil.
bu aralar çok dikkatli beslenmediğim için sıkıntı yaşıyorum.en çok yırtık kot pantolunum dar geliyor ona üzülüyorum.çünkü bu bana isyanı ve başkaldırmayı anlatıyor.bu uzun bir konu.

mutsuz bir hayatı sırf başkalarını mutlu edebilmek için neden devam ettiririz?
bu bir soru değil aslında.
vazgeçememiş olmanın acizliği.evet acizlik.acizliğimiz korkularımızla ilgili.korkularımız sonsuz.
korkularımız tüm mutsuzluğumuzu ele geçirmiş.

ciddi konuları çok iyi yazamıyorum.
bugün biometrik fotoğraf çektireceğim ve aslında ne kadar korkunç olduğumu farkedeceğim.yüzümdeki tüm pürüzler,izler ortaya çıkacak.
bundan nefret ediyorum.

sonra pazara gideceğim.sağlıklı yiyecekler alacağım.domates,maydonoz,fasulye felan.

sanırım sıcaklar bana yaramıyor.sabahları ter içinde uyanıyorum.hele ki gördüğüm rüyalar.
iyi ki gerçek değil.yoksa on milyon kez aldatılmış ve tüm dişlerim kırılmış olurdu.uçurumdan düşmüş gibi sıçramalar ise başka bir yazının konusu olabilir.

3 Temmuz 2017 Pazartesi

gerçekten

ona ikinci el kitapları okumanın güzelliğinden bahsediyorum.
kesinlikle kabul etmiyor..gıcır gıcır kitapları seviyor.
okumaya başlamadan kitaplarını kokluyor.ya da arada durup dururken bir kitabı alıp kokluyor.
ben ısrar ediyorum.ikinci el kitapların daha güzel olduğundan ....inadını kırıp benim kitaplığımı karıştırıyor.merak ediyor.içinden kitaplar seçip soruyor.çoğunu okumadığımı farkediyor.
okuduğum kitapları çok biriktirmediğimi söylüyorum.bazen toparlayıp kütüphaneye ya da köy çocuklarına yolluyorum diyorum.şaşkın şaşkın bakıyor.çok seviyor çok kitap okuyor.annesiyle anlaşma yapıyor .benim telefonla oynamamı istemiyorsan sen de kitap okuyacaksın ,diyor.
bazen beni kızdırıyor lakin ,sorduğu şapşal sorular,çok konuştuğunda boğuk çıkan ses tonu onu daha çok sevmeme sebep oluyor.

....

yazabileceğim çok konu var aslında.
eve döndüm.bir dalı kırıldığında canım yanan canım ağaçlar,ormanlar yanıyor.açık penceremizden
yanık kokusu yayılıyor.ağlayamıyorum.canım dağılıyor sanıyorum.

....

unutmaktan çıldıracağım.bazen hiçbir şey hatırlayamıyorum.benimle ilgili şeyler anlatıyorlar..
hiçbir şekilde hatırlayamıyorum.bunun bir sebebi olmalı.

...

ve çamaşırlar.
yıkıyorum,
asıyorum.
topluyorum.
yıkıyorum.
asıyorum
toluyorum.
onlarca tekrar.

....

aslında şu aralar yazı yazmak bu sıcakta fırından gidip ekmek almak kadar zor geliyor.

...

böyle böyle anlamsızca yazmasam ölürdüm sorunsalı.