27 Aralık 2016 Salı

yüzün

en sevdiğn kitap ,kitaplığın üst rafında unutulur,,sonra üstüne güneş ışığı vurur.


günler öyle geçip gidiyor,telaşlı, bazen çığırtkan,bazen kuşların kanatlarından bir tek tüy kopar ,düşer saçlarıma.

yapmak isteyip yapamadığım bir sürü şey yeni yıla hevesli.

biliyorum yine özleyeceğim.özlemek bazen midemin üst tarafına baskı yapıyor.içim kıyılır gibi oluyor.
bana sorduğun soruların içine saklanan çocukluğun...ne çok özlüyorum.

saçlarımın belime kadar uzun olduğu zamanlarda kalıyor bazen aklım.sancılar geçiyor keskin sancılar.
yazın o nemli sıcağında ,kuruyan dudaklarımla çektiğim kimsesiz sancılar
ve sığındığım rab.

isminin her halini sevdiğim Tanrım.
bağışla beni,
bazen
bazen işte
...

16 Aralık 2016 Cuma

karanfil

müziğin sesini kıstım.
ev dağınık


karanlığa bile alışıp görebiliyor gözlerim.
yüzüne dokunuyorum.

ses ver.sesine doğru yürüyorum.
sesin yolum benim.
ses ver.düşüyorum.

sesinde ne var biliyor musun?





14 Aralık 2016 Çarşamba

gömlekten yapılmış bir şehir

oğuz hocam;

masanın üzerine bıraktığım gözlüklerimi taktım.
vakit çok geç biliyorum.
kendi yazdığınız masalları anlatırdınız ve kızardınız''gözlüklerini tak'' diye.
taktım hocam ama siz öldünüz.
vakit çok geç biliyorum.
gözlük takmadan okuyamıyorum artık .kelimeler buğulanıyor.kelimeler buğulanınca hocam canım sıkılıyor.
boğulmak üzereyim hocam.insanlardan boğulmak üzereyim.kımıldarsam kalbimi dağıtacaklar,kımıldarsam eğer gerçekten öleceğim.yalandan ölmüş gibi yapıyorum son günlerde.kımıldamıyorum.başımdan gitsinler diye bekliyorum.gerçi bir kere öldünüz mü ? yüzlerce kez ölebilirsiniz ve buna kalbiniz alışır.ölüp ölüp dirilirsiniz.
yeniden sarılıp yeniden tutunursunuz.umut bitmez diyorlar oğuz hocam.ben bundan emin değilim.bazen ufak bir sözle umut bitmez diyorum.sonra bir sözle tüm umudumu yitiriyorum.

kendi yazdığınız masallara beni inandırmıştınız.
ama siz öldünüz.

Aysel Yakupoğlu Gün Gelir

7 Aralık 2016 Çarşamba