30 Kasım 2016 Çarşamba

ey kervancı!

çay içiyorum.yudum yudum.her yudumda aynı hayalin içine dalıyorum.yüzüm üşüyor.içim farsça bir şarkının hüzün veren ritmi gibi.bazen güzel şeyler oluyor.bazen güzel şeyler.çayın yanında bir şarkı da söyler misin bana.hüzünlü.hüzünlü şarkılar içimi yumuşatıyor.dokunsan ağlarım şimdi.bu hüzün böyle nerden geliyor.
biliyorum biraz yokluktan, biraz şarkılardan.bazen başım dönüyor.acıklı bir filmin içindeymişim gibi.ışıklar yandığında kaldığım yerden devam ediyorum hayata.ama ışıklar söndüğünde başroldeki kadın çok seviyor adamı,başroldeki adam da çok seviyor kadını.ama işte kötüler var.çok kötüler.ama filmin sonunu anlatmayacağım.bunu herkes biliyor.

son replik;bu şarkılar hep seni söylüyor.

23 Kasım 2016 Çarşamba

kahve

üstgeçitten koşmak kadar güçlüydü nefesim.hızla çarpan bir kalbim vardı.korkuluktan tutup sallanacak kadar cesurdu aklım.lakin trafik çoktu.tüm arabalar kırmızıda dururdu,sonnbaharda giderdi kuşlar.karda serçelerin ayak izleri kalırdı.sanırım üşümezlerdi.en sevdiğim çiçekten bahsetmek isterdim.fakat tüm çiçekler zaten güzeldi.bir film izledim ,hayatım biraz değişecek gibi olmuştu.o da çok eskidendi.ferdi tayfur çok acıklı şarkılar söylerdi.bazı kızlar dağınık saçla gezerdi.dünya hep yuvarlaktı.süveyş kanalından gemiler geçerdi.en çok sevdiğim yemek kurufasulye pilav olabilirdi.kader böyleydi,elden bişey gelmezdi.
hepimizin yaraları çoktu,kabuk tutmuştu.itiraf ediyorum en güzel şehir istanbul'du.
lakin evde yemek yoktu.

acının ilacı

dün biraz kırılmıştım galiba.hak etmeyen şeylerin her alanda takdir görmesine.gündemde kalmak adına tuhaf şeyler yapılmasına.tuhaf şeyler ya...