17 Mayıs 2018 Perşembe

normalleşmek

normalleşmeyi bekliyorum.sistemim çöktü,iki gün önce kendimi öylece yollara atmıştım.bir kot bir tişört,biraz hava alayım,bir paket süt,iki ekmek ve bir kutu dondurma alır gelirim hemen dedim.
saat iki buçuktu.köpekler buldukları gölgeye sıra halinde dizilmişlerdi.onlara saygı duruşuyla yanlarından geçmiş ,acaba geri mi dönsem mi bu sıcakta diye düşünmüştüm.
dönmedim.çarşıya kadar yürüdüm.ekmek,süt ve dondurma aldım.kimseyle konuşmadım.kimseyle rastlaşmadım.eve az kalmıştı sonra bir şey oldu.adım atamıyordum artık.bizim evin arka tarafındaki parka kadar son nefesim kalana kadar yürüdüm.oradaki banka bıraktım kendimi.beyaz ışığı gördüm galiba.her yer parlıyordu.beş dakika hiç kıpırdayamadım.sonra telefonu çıkarıp,po'yu aradım.koşa koşa yanıma geldi.poşetleri ve beni bulunduğum yerden alıp eve getirdi.
eve gelmiş olduğuma inanamıyordum.sonra iki saat boyunca yatakta hiç kıpırdamadan uymuştum.
ter ve korku yanıbaşımda kaldı.
baş ağrısı çabası.

tıp dilinde buna güneş çarpması deniyor.
mayıs ayının ,ağustos gibi davranması kişilik bozukluğu olabilir mi?
yeni yeni toparlanıyorum.
içim daralıyor hala.başım ağrıyor.

15 Mayıs 2018 Salı

Blog Muhasebesi Mimi

blog dünyasının cilveli işlerinden birisi mim yazmak sanırım.bunu pek beceremesem de
deneyeceğim.

sevgili deepinside  yapar mısın deyince kayıtsız kalamadım.
bakalım neler yazacağım.

 BLOG ALEMİNE NASIL GİRDİN?

2009 yılıydı.çocuklar ve ben küçüktük.blogcu daha popülerdi o zamanlar.internette bir şey ararken bir blog sayfasını tıklamıştım.sanırım dekorasyon önerileriyle ilgiliydi.sonra ara ara bakarken başka başka blogculara denk geldim.ben de yapabilir miyim dedim,açtım bir blog.blogcunun ana sayfası olurdu.orda yeni yazılardan kısa kısa yayınlanırdı.bir yazı dikkatimi çekti.kızmıştım aslında.gidip bir yorum yazdım oraya.yazının bütünü okuyunca yazarın duygularını aktarış şeklinin farklı olduğunu gördüm.sonra o yazar ve diğer arkadaşları bloggere geçti.(güzeldiler)
blogcu o aralarda sıkıntılıydı.yeni akım bloggerdi.blogcudan herkes bloggere geçmeye başladı.benim serüvenimde bloggere geçerek başladı ve bu güne kadar ulaştı.

 
 HANGİ BLOG SANA İLHAM OLDU?

blogcuda bir bloga yazdığı yorumda tıklamıştım blogunu .sonrası şu ana dek hiç vazgeçilmezim oldu.
onun gibi yazmak için çok uğraştım.ama yapamadım.o benim bahçemdeki zeytin ağacım,salkım söğüdüm,kavak ağacım,istanbul'da erguvan'ım masal'ım.o benim bir deli'cim....
ona rastlamamış olsaydım şu an yazıyor olmazdım blog aleminde.

BLOGA YAZDIĞIN İLK YAZI İLE SON YAZI ARASINDA FARK VAR MI?

en son blogumu muhatap alarak bu soruyu cevaplarsam,
benim bir tarzım belli kanunlarım yok.gündelik yazılar.genellikle kısa ,o an akılımdan geçtiği gibi.güzel bir şarkı dinlerken.bazen bir köprüden aşağıya sarkıyormuşum gibi,bazen koşuyor muşum gibi,bazen pencerenin kenarında öylesine duruyor muşum gibi...

 YAKIN ÇEVRENDEKİ İNSANLAR BLOGUNU BİLİYOR MU?

 sadece eşim biliyor.yazı işlerimde beni özgür bıraktı.:)
okuyup okumadığını bilmiyorum.
başka hiç kimseye söylemem.

 BLOG YAZMAK YAŞANTINA NE KATTI? YA DA NE ÇIKARTTI?

 farklı dünyalar ,farklı bir gözle bakmayı öğrendim her şeye ve bir sürü bilgi.limon nasıl yetiştirilir gibi mesela:)
ne çıkarttı ;
saflığımı ...

 ŞUAN BU MİM YAYINI İLE BİRLİKTE BLOGUNDA KAÇ YAZI VAR VE KAÇ SAYFA GÖRÜNTÜLENMEN VAR?

bu soruya cevap veremeyeceğim.ben blogla ilgili olarak hesap kitap işini çok geride bıraktım.ilk zamanlar kaç ziyaretçi,kaç yazı,kaç yorum merak ederdim ama artık bunları düşünmüyorum.çok geride kaldı bu iş.

 HANGİ BLOGUN MUHASEBESİNİ ÖĞRENMEK İSTİYORSUN?

 yazmak isterse;

N.Narda 

umarım bu mim işini becerebilmişimdir.

sevgi ve hürmetle... 
 

14 Mayıs 2018 Pazartesi

dava

pencereden onları izledim.üç küçük erkek.küçük ayaklarıyla futbol oynuyorlar.
bir ara ''aras'' isyan etti,amaa hep ben kaleci oluyorum.hep ben kaleci oluyorum.


kendi davasında haklı olabilir ,kendi davasına sahip çıkıyor olabilir elbet.
ama kaleci olunca kahraman olursun be çocuk.bence kahraman olursun.


10 Mayıs 2018 Perşembe

kahvaltı

masada beyaz bir örtü var
ve saksıda bir fesleğen...
sen bize kahvaltıya gel istiyorum..
bir pazar sabahı
ya da
mum ışığında bir akşam kahvaltısı.
ben çayı şekersiz ve demli içiyorum.
biraz peynir ve biraz siyah zeytin olsun masada
biraz da vişne reçeli...
sen bir zeytin tanesine bir şiir yazarsın.
bir dilim ekmeğe.
ben sana kendi gülümden bahsederim.
hani bir kere sıkı sıkıya tutmak isterken
ellerimi kanattığım gülümden.
şimdi her şey mazi de kalmış bir yara gibi
duruyor.
ve ben elimde gülümün dikenleriyle
bir ırmaktan su içiyorum.
ellerim acıyor...
bunları unutalım.
seni üzmek istemiyorum.
sen bize kahvaltıya gel istiyorum.
masa da kuş sesleri ve büyük bir çam ormanı ferahlığı var.
beyaz bir örtü ve fikriminincegülü









8 Mayıs 2018 Salı

bağzı güzel şeyler

aslında bugün bloga yazı yazmayacaktım.
yapmam gereken işler var.mutfakta tencerelerin durduğu dolap çok karmaşık bir hal aldı.orayı düzelteceğim.biraz daha bekleyebilir.saat onbir gibi orayı toplasam çok geç olmaz sanırım.çünkü günlerdir bekliyor.görüp görmemezlikten geliyorum.iki gün önce pazara gittiğimde de aynı şeyi yaptım.meyve alıyordum.tam arka tezgahın önünde S.duruyordu.onu görmemezlikten geldim.gerçekten görmek istemiyordum. onun beni gördüğünü ve kısa bir süre baktığını hissettim.bezelye ve fasulyelere bakıyormuş gibi yürüdüm yanından geçerken.lakin diğer yola geçtiğimde tam karşımdaydı.görmemezlikten gelemeyeceğim kadar yakındık,gözgöze geldik.
hiçbir şey yokmuş gibi davrandık.bazı şeyleri unutmuş gibi selamlaşıp,ayaküstü konuştuk.
ona gülümserken kendimi şaklabanlık yapan bir maymuna benzetiyordum.
suç sabitse de ispat gerektiriyor sanırım.bu çok uzun bir  mesele.

bunları yazmaya başlamadan önce;

okuduğum kitabın içine ,gözlüğümü çıkarıp bıraktım.gözlük çok iyi bir kitap ayracı olabiliyor.
ev çok soğuk bu aralar.hava yağmurlu ve sabahları oldukça serin.
gidip üstüme oldukça büyük gelen hırkamı giydim.içindeki çiçekli bluzumla güzel bir uyum oluşturdular.çiçeği sarmalayan dev bir yaprak gibi.
salaş olmayı çok seviyorum bazen.
kitabımdan daha sonra bahsedeceğim.bu adamın kelimelerinin bana neler yapabildiğini anlatmak çok güç.sanki ''kalbin kadar temiz'' bir sayfayı açmış ve yazmış gibi bir his.
nasıl böyle bir tarz geliştirdi bilmiyorum ama bu beni her seferinde heyecanladırıyor.''kürtaj''okumadığım bir kitabıydı.çoğu kitabını okudum hele ki haikularına bayılıyorum.''japonya günlükleri'' ni okurken yine çok heyecanlıydım.ilk ''karpuz şekerinde ''
kitabını okumuştum.sonrası büyülenmiş gibi oluyorum.onun tarzı beni büyülüyor.

mesela;

BENİM ADIM
sanırım kim olduğumu merak ediyorsun ama ben sürekli bir adı olmayanlardanım. adım sana bağlı. aklından geçtiği gibi seslen bana.
eğer uzun zaman önce olmuş bir şeyi düşünüyorsan, diyelim biri sana bir şey sormuştu ve sen de cevabını bilmiyordun.
işte benim adım o.
belki çok sıkı bir yağmur vardı.
işte benim adım o.
ya da biri senden bir şey yapmanı istemişti. sen de yapmıştın. sonra dediler ki yaptığın şey yanlış -“hatam için üzgünüm” dedin- ve başka bir şey yapmak zorunda kaldın.
işte benim adım o.
belki çocukken oynadığın bir oyundu ya da yaşlanıp da camın kenarında otururken, aklına öylesine gelen bir şey.
işte benim adım o.
ya da bir yerlerde yürüdün. her yerde çiçekler vardı.
işte benim adım o.
belki bir nehre bakakaldın. yanında seni seven birileri vardı. neredeyse dokunacaklardı sana. daha onlar dokunmadan hissetmiştin bunu. sonra dokundular.
işte benim adım o.
ya da birilerinin sana çok uzaklardan seslendiğini duydun. sesleri neredeyse bir yankıydı.
işte benim adım o.
belki uzanmıştın yatakta,uykuya dalacaktın neredeyse ve birden bir şeylere gülmeye başladın,kendinle ilgili bir şakaya,günü bitirmek için güzel bir yol.
işte benim adım o.
ya da lezzetli bir şeyler yiyordun ve bir an ne yediğini unuttun ama devam ettin yemeye,iyi
bir şey olduğunu bilerek.
işte benim adım o.
belki gece yarısıydı ve ateş,ocağın içinde bir çan gibi çaldı.
işte benim adım o.
ya da belki o kadın o lafı edince sana,kendini kötü hissettin. başka birilerini de anlatabilirdi: onun sorunlarını daha iyi bilen birine.
işte benim adım o.
belki de alabalıklar yüzüyordu su birikintisinde ama nehir sadece sekiz santim endeydi ve ay benölüm’ün üzerinde parıldıyordu ve karpuz tarlaları alabildiğince ışıldıyordu,karanlık ve ay her bitkiden doğuyor gibiydi.
işte benim adım o.
ve keşke margaret beni rahat bıraksa..


yıllar geçti üzerinden ..

kitap bittikten sonra belki ''kürtaj''dan bahsedebilirim.
hüzün ve mizah bir aradaymış gibi yazanları seviyorum.
sanki okurken bir buluta oturmuş ve gökyüzünde süzülüyorsun ve birdenbire yağmur yağmaya başlıyor gibi..böyle şeyler hissediyorum.

bu yazıyı yazarken sıla şarkı söylüyordu.bu kadının sesinde ne var bilmiyorum.sanki gökyüzü yanıyormuş gibi söylüyor ve ben her an ağlayabiliyorum.


şarkılar ve kitaplar...
insan onlara sarılıp bir asır uykuda kalabilir.sıcak ve yumuşacık...

böyle işte.
çayı demledim.

mutfaktayım.



7 Mayıs 2018 Pazartesi

unutalım


İnce ince sızlıyorsun yine.
Makamında diz çöküp ,kaybolan çocuk tedirginliğiyle bakıyorum ellerine.
Ellerinde büyük ormanların tenhalığı gizlenmiş,sonsuz ırmakların ışıltısı
Dokunsan etrafa yayılacak parçalarım ,
Dur;
Şehrin tam ortasında kuş sesleriyle büyüyen yalnızlığımızı
kirli duvarlarımızı ve paslı düşüncelerimizi tek bir söz söylemeden oracıkta unutalım.
Dur ;
Adımızın büyük harfle başlayan anlamsızlığını
Ve donup kalmış bakışlarımızı
Unutalım.

kendime not: taslaklara gizlenmiş yarım kalmış şeyler,
böyle kıyacaksın madem kelimelerine,yazma o zaman ayşe.
 

4 Mayıs 2018 Cuma

günlük

son günler;

sessizce oturup bekliyorum.benimle birlikte her şey susmuş olmalı.

bir gün öncesi;

mavi balkon saksısında ,devasa ağaca dönüşecek diye korktuğum sardunya devrilmiş.faili meçhul,
şüpheliler arasında bir kedi,poyraza çalan rüzgar  olabilir diye düşünüyorum.belki de sardunyanın intiharı söz konusu olabilir.bu kadar büyümek onu depresyona sokmuş ve kabına sığamamış ve atmış kendini balkonun içine.ortaya saçılan delil sayılabilecek kuru çiçeklerini ve susuz kalmış toprağını temizleyip onu balkonun içine yerleştirdim.ölmemiş zavallı ,hala büyük ve susuz.
vicdansız bir sahibesi var.

aynı gün;

sardunya için yapabilceklerimi düşünüyorum.
kendine hayrı olmayan insanlar sardunya yetiştirmesinler lütfen.
kırmızı koltuğuna gömülüp orayı kendine mabed edinmiş bir vicdansız çiçek yetiştirmesin.
hem bütün kadınlar çiçek değildir.

bugün;
saçma sapan olmak istiyorum.
saçma sapan şeyler yazmak istiyorum.

okuduklarım;
çatasım var her şeye.


şimdi;

daha sakinim.
mor ve ötesi çalıyor
ve pencereden dışarıya bakıyorum.
ben çocukken annemle söylerdik bu şarkıyı.
sultan-ı yegah...

''Tende nemli yumuşaklığı
Denizden gelen ahın
Gizemli kanatları
Ruhta ölüm karanlığının''








normalleşmek

normalleşmeyi bekliyorum.sistemim çöktü,iki gün önce kendimi öylece yollara atmıştım.bir kot bir tişört,biraz hava alayım,bir paket süt,iki ...