17 Haziran 2019 Pazartesi

çay molası




 öncesinde;
yazacak çok şey varmış gibi oturup bakınıyorum etrafa.
kitaptan mı yazsam,çaydan mı,fesleğenden mi başlasam,rüzgardan mı?
iki bardak çay içip kaldığım yerden bu başlık altında yazmaya devam edeceğim..
....
sonrasında;

bir yudum daha...
hayatı içiyor gibi içiyorum.tüm kelimeleri ezberlemiş,tüm şarkıları dinlemiş,tüm şiirleri okumuş gibi
içiyorum.bir maviliğin ortasındaymış gibi,bir yeşilliğin dalındaymışım gibi,kuş olupta uçmuşum,yanına konmuşum gibi içiyorum.

bir yudum daha...
sıcak bir sabahtan serin bir geceye yürüyormuşum gibi,bütün insanları çok sevmekten yorulmuş,tüm
soruları cevaplamışım gibi içiyorum.

bir yudum daha...
otobüs duraklarında ,tren istasyonlarında,yol yorgunluklarında bekliyorda,dinleniyormuşum gibi,
söyleyecek daha çok sözüm varmışta,birdenbire susmuşum gibi içiyorum..

sana şiirler yazsam,yorulsamda çok koşsam,
iki demli çay söyleyip,uzaklara dalsam...

sonu gelmeyecek ,söylenmemiş son sözler gibi

....

öyle derinden...

Ses tonu

https://www.instagram.com/p/Byzim1tnPRe/?igshid=16c5kt47hsqdaArkadaşlar kanalıma hoşgeldiniz filan

15 Haziran 2019 Cumartesi

''ateşle düzleşen ağaç''

*''Çok gereksiz şeyleri çok düşünüyorum. Sanırım o yüzden sürekli aklımdasın.''
bu aralar radarımda paul auster var. sadece bir kitabını okumuştum.sunset park ve etkilenmiştim.
güzeldi.sarılabileceğim kadar güzeldi.sakin ve sahici bir anlatımı vardı.

okuyup etkilendiğiniz paul auster kitabı varsa bana önerebilirsiniz.

*annem kızdı bugün bana .saçlarımı keser misin dedi? düz kesemiyorum ,dedim.bu gerçek benim düz çizgi çizememek,düzgün kesememek gibi bir becereksizliğim var.tamam bazı güzel yeteneklerim var ama yok yapamıyorum işte,düzgün kesemiyorum saçları ve kumaşları...o yüzden dikiş dikmekle aram yok.ama kızdı işte.

*adamlar grubunun yeni albümü çıkmış dünya günlükleri...
yeni şeyleri seviyorum.
''Ateşle düzleşen ağaç
Gönlüm ateşine muhtaç''

*cümle üstüne  cümle eklemeyi seviyorum.kelimelerle çoğalmayı,''bal kavanozundaki ekmek'' olmayı seviyorum.

*bazen insan elini ve yüreğini her şeyden çekmek istiyor.kendinden bile...dünyadan..insandan,ağaçtan,çicekten.öyle bir zaman oluyor işte.öyle zamanlarda devam edebilmek için bir şey istiyor.tekrar başlayabilmek için.yüzene vuran bir esinti,kalbini yumuşatan bir söz gibi..


*biri size kelimelerinizle acıtasyon yaptığınızı söylese ne düşünürdünüz.?
biri bana söyledi.çok kırılmasamda,başka bir gözden öyle mi algılanıyor diye düşünmedim değil.
ben kelimelerdeki hüznü seviyorum.acıtasyon yapmayı hiç düşünmedim.
zamanla böyle bir tarz gelişti yazdıklarımda..
dün blog yazılarımı okudum tek tek.acıtasyon var mı ?
yoksa kelimelerin hüznü mü var ? diye...

sen ne diyorsun ,sevgili okuyucu:)
acıtasyon mu yapıyorum.
samimi olarak yorum yazabilirsin..
kızmam valla...

Sonradan kısa bir not;
Acıtasyon diye bir şey yokmuş sözlükte,ajitasyonmuş o..
Kafam çok karıştı.



13 Haziran 2019 Perşembe

özlemiştim.

bir şey oluyor.söylersem fazlalık gibi duracak sanıyorum.
çok özlemiştim seni,diyemiyorum işte.aklımdan geçip gidiyor.

12 Haziran 2019 Çarşamba

açıklama yazısı

son yazdığım yazının başlığının açıklaması ;
chat yapalım anlamında değildi tabii ki...
sabah çok güzel bir eleştiri yazısı okumuştum.
içimden dedim ki;
ağzı olan konuşmasa,kalemi kapan yazar olmasa;hoş artık kalemle de yazılmıyor o ayrı mesele.

bir yığın yazı yazılıyor.ben de bu yığıncılar arasındayım.
duygularımız ,düşüncelerimiz,etkilendiklerimiz,gördüklerimiz,duyduklarımız.yaz yaz güzelleş..
biraz bir şey kalmalı masanın üstünde ,zeytinin çekirdeği gibi....

çenemi kapatayım yoksa uzayıp gider.

yazacak ve konuşacak tecrübeli elemanlar

şu garip havalardan bahsedelim mesela.
burda gündüzleri sıcak ve kurak,
akşamları soğuk ve yağışlı geçiyor.
geçiş anlarında mesela ikindi saatleri
şiddetli rüzgarlar dağıtıyor her yeri..

hayatlarımızdan mesela bahsetsek;
telaşlarımızdan,hayata bakış açılarımızdan felan.
mesela ben mutfak penceresinden dağılıyorum hayata her gün.
hayallere mutfak penceresinden koşuyorum.
ne kitaplar yazıp,ne filmler çeviriyorum.
kendi pişirdiğim çilek reçelini çok seviyorum.
peki ya sen?

yazacak ve konuşacak çok şey var.
yazalım,konuşalım,
güzelleşelim o zaman...

ve
bu yazdıklarım bir şiir değil..

10 Haziran 2019 Pazartesi

''Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,''


 

*evi biraz olsun toparlamayı başardım.geçmişe yolculuk yaptım,geldim diyebilirim.
köşe başından yirmili yaşlardaki ayşe çıkıverecek gibi sandım.yürüdüğüm yollardan,dokunduğum ağaçlardan ,yaşadığım evlerden çıkıp geliverecek gibiydi geçmiş zamanlarım.
zaman bir iç çekişi gibi oldu anında.ah! çeker gibi.ah!

 *yazmaya niyetlenmeden önce aklımda dolaşan bir sürü şey vardı,hepsi uçtu gitti..
şiir gibi şeyler geçiyor aklımdan,yazmak için oturduğumda uçup gidiyor..

*sanırım blogger giriş şifremi değiştirmeliyim.tam yazı yazarken oturumunuz başka bir kaynaktan kapatıldı diye uyarı veriyor.ele geçirilmiş olabilir,çok gizemli şeyler bunlar..

*kahvemi içtim,seni beklemedim.
*başka ne yazabilirim diye düşünüyorum.aklıma hiçbir şey gelmiyor.
*gidip çamaşırları asayım...en iyisi bu...







çay molası

 öncesinde; yazacak çok şey varmış gibi oturup bakınıyorum etrafa. kitaptan mı yazsam,çaydan mı,fesleğenden mi başlasam,rüzgardan mı? ...