20 Kasım 2017 Pazartesi

Anlar

gelecekte yaşıyor muşum gibi davranıyorum.ikibinellilerden felan bahsetmiyorum.sadece bir,iki sene sonrası.bunu özlüyor muşum gibi hem de.bilmediğim ,yaşamadığım,hissetmediğim,dokunmadığım anları özlüyormuş gibi yaşıyorum.bahçeye belki de balkondaki saksılara kasımpatı dikeceğim.sarı renkli,eflatun renkli de olabilir.her sabah gidip sulayacağım çiçeklerimi,patatesler,minik domatesler de yetiştirebilirim.koltuklar zaten değişecek,fırında öyle,bulaşık makinasıda .bir veya iki sene sonra.saçlarımda uzar.omuzlarımda kesebilir misin? demiştim kuaföre.omuz anlayışımız çok farklıymış.ensemden omuza geçişteki yer sanmış ,şak diye biçti.istemediğim kadar kısa.yaza kadar uzar elbet.kısa saç bana hiç yakışmaz.kafam biraz büyük.yani kocakafalıyım.her açıdan .kocakafalı biri.uzun saç daha iyi oluyor .biraz daha iyi.
başka şeyler de olabilir gelecekte.hayalini kurduğum şeyler gerçek olabilir.ürkekliğim geçer ve cesaretimi toplayabilirsem ,yapabilirim.bazen kalbimin pır pır ederken uçabileceğini düşünüyorum.
mesela güzel bir öykü yazmayı hayal edince.kalbim kanatlanıyor.tam uçacakken ,gözlerimi açıyorum ve pat düşüyorum.bu hep oluyor.güzel şeyler hayal ediyorum.tam bunu gerçekleştirmek için bir ,iki adım attığımda geri vazgeçiyorum.
işte böyle geçiyor hayatım.



.......



Bunları yazıp öylece bırakmışım.Sonu gelmemiş yazımın.Yaşanmamış şeylerin sonu olmuyor işte.Başlamamışken biter mi,hiç?

17 Kasım 2017 Cuma

bir parçasını hep artırıyorum kendimin.

kendi kalbimi kendim kırıyorum.
ummaktan belki de.
güzel hayaller kurmaktan daha çok.
beklemekten.
beklemekten hep.
ben.

*kırtasiyeye gidip adi bir marka yapıştırıcı alayım.nasıl olsa hep kırık.hep.


kavga

15 Kasım 2017 Çarşamba

Bi fotoğraf çekilebilir miyiz? -2










Her fotoğrafımın ayrı bir hikayesi var.Komik,maceralı,yağmurlu,kavgalı felan.Sonra belki uzun uzun anlatabilirim.

14 Kasım 2017 Salı

Atak

Elmalı tarçınlı bir kek pişirdim.ev buram buram tarçın kokuyor.sıcak olma hissi uyandırıyor bu koku bende.bunu seviyorum.kek pişirirken mutlu olabiliyorum.mutluluğun böyle basit olduğunu da biliyorum.dün biraz karamsardım.mutsuz değil karamsar.kendini ifade etmek isteyip,bunun için hiçbir şey yapmayan insanların karamsarlığından.sadece şikayet edip,mızmızlanan insanların karamsarlığı işte.dönemsel karamsarlıklar .bugün kek ve kahveyi hüpletince biraz ferahladım.sıkıntısını yemek yiyip bastıran insanlar gibi.en sonunda çok şişman olacağım.yerimden kalkamayacak kadar hem de.

Googleye izmir'de seramik kursu yazıp arattırdım.bana en yakın adres konak'ta gibi görünüyor.yani uzak yine de.  yakın bir yerde bulursam gitmek istiyorum aslında.bu ilçede hiçbir faaliyette bulunmam artık.soğuttular beni.iğreniyorum hatta bu ilçede bir şey yapmaktan.

Yaza başka şehre gitmez isem,başka ilçeye taşınacağım.burası çağ atlayamayan bir yer.hergün ya su kesilir,ya elektrik ya da ikisi birden.izmir'i sevsem de burayı sevmiyorum.yine şikayet ve mızmızlanma atağı geçiriyorum sanırım ...belki de geçimsiz olan benimdir.kendim.öyle olabilir.geçinmek istemiyorum bazen insanlarla,şehirlerle,kedilerle,kuşlarla.sadece çocuklar hariç.
Çocuklarla hep geçinebiliyorum.Bu aralar en çok arda'yla geçiniyorum.ikimizin bir fotoğraf albümünü yapacağım.Arda canım benim.

Gidip bir dilim kek yesem mi dedim .ama vazgeçtim.kekler cezbedicidir ama kanmamak gereklidir.









13 Kasım 2017 Pazartesi

bi fotoğraf çekilebilir miyiz?

bloga fotoğraf ekleyip biraz renklendireyim ,dedim.biraz önce çektim fotoyu.ve siyah beyaz.renk yok yani.hayatım gibi.acıklı şarkılar dinleyip,ağlamaklı yazılar yazmak istesem de yapamıyorum artık.bir aralar öyle yazabiliyordum.şimdi yazmıyorum,elim varmıyor.yazı yazmakta zor geliyor gerçi artık.
evde yemek yapıp,toz silip ,çay demlemeye üşenip ,sallama çay içen bir insan nereye kadar hayal gücünü kullanıp yazı yazabilir ki..

hayatımdan şikayetçi değilim lakin bildiklerimi içime attığım için sıkıntılıyım.işe yaramadığımı hissediyorum.ve içime çekiliyorum yavaş yavaş.
annemin kardeşimin peşinden neden bu kadar çok koşturduğunu daha iyi anlıyorum artık.bana geldiği zaman elini sıcak sudan soğuk suya değdirmediğim annem,kardeşimle beraber yaşamayı daha çok seviyor.çünkü kardeşimin anneme ihtiyacı var.ve annem ''işe yaramanın'' mutluluğunu yaşıyor .çocuklarına bakıyor.yemeğini pişiriyor.mutfağını topluyor.ikisi de bu yaşantıdan memnun aslında.bazen ayrı ayrı bana şikayet etselerde ...
bazen bu düşündüklerimi buralara neden yazdığımı merak ediyorum.okuyanlara vermek istediğim mesaj ne.? kaliteli filmler izleyip, kritiğini yapıp ,okuyucuyu bilgilendirmek gibi değil bu yazdıklarım.
sadece o an aklımdan geçen şeyler.gezi fotoğraflarımı paylaşsam bile daha yaralı olurdu.yüzlerce fotoğraf çekmişim.
ama içimden bir şey yapmak gelmiyor işte.sadece düşünüp,düşünüp,düşünüyorum.
en azından bu yazıyı bitirken bir iki güzel söz yazabilirim.

kandırmak için.
kendimi.

yapabilirim ,değil mi?

***bi fotoğraf çekilebilir miyiz?


6 Kasım 2017 Pazartesi

kısa kısa

*haftasonu kemeraltından yaban mersini aldım.kendimi yaban mersini yoluna adadım.bu nasıl olur diye düşünelim.yaban mersini beni cezbetti.sadece yaban mersini yiyerek yaşayabilirim diye düşünüyordum.ama fazla tüketmemek gerekiyormuş.fazla her şey zehirdir,gibi bir görüşe sahip oldum.
*yine çok şeye sinir oldum.okulda çocukların spor salonu yok ve buna fazla takılmıyorum.çünkü o duruma geldim.daha öncesinde çocukların giyinme odası yok.şanslılarsa boş sınıflarda üst değiştiriyorlar.bu çözülemeyen bir durum.daha iyi okullara gönderebilirdim elbette,ama göndermedim.
yanlış yaptım belki ama hayat her zaman altın tabakta sunulmuyor.çocuklarım bunu öğrenmek zorundalar.başlarının çaresine bakmayı öğrenmeliler.zor da olsa bunu kabul ettirdim kendime.
*kızım mesleki açıdan istediğine ulaştı.belki hayallerine demeliyim.onu da mahalledeki okula yollamıştım.tuvaletleri pisti okulların,imkanları sınırlıydı.sonuçta istediği okulu bitirip,kariyerine en üst seviyeden başladı.çünkü bunu haketti.bir keresinde görmüştüm,dirsekleri yara olmuştu ders çalışmaktan.içim sızlamıştı.kütüphanede sabahlıyordu okulun son zamanlarında.uyumadan sınava giriyordu.ben telaşlanıyordum.ama o, bunu seçmişti.mezun oldu ve olmak istediği yerde.bazen yanımda olsun istiyorum.dizimin dibinde.ama tanıdıklar ''artık olmaz'' diyorlar.sağlık olsun,diyorum.başka çaresi yok.
*yaban mersini yerken ,hayata ne çok anlam yüklediğimi sorgulamaya başladım.çünkü bana iyi olma,iyileşme hissi veriyor.ayağımdaki ağrı geçer,belimdeki ağrı azalır,bel çevremdeki yağlanma yok olur,böbreklerim güzel çalışır hissi.her tanesinde ölümsüzlük iksiri içiyormuşum gibi bir his.
kafam karışıyor.
*belki anlatacağım çok şey vardır.belki de gereksizdir.belki de sonra yazarım.bilmiyorum.
*napıyım. (ah benim hayatım)

30 Ekim 2017 Pazartesi

değişim,belki dönüşüm

*adam arkamdan küfür etti sanırım ,tam anlamadım dediklerini.trafiğin ortasında kalmıştım .gaziemir'de.akşam trafiği bime gidip hassas tüylü ekstra yumuşak diş fırçası bakmıştım.kalmamıştı.karşıya geçmek için çok bekledim.lakin arabalar geçmeme izin vermedi.ben de kendimi attım yola.ilk düzlüğü geçtim ve ortada kaldım.ortada kalmak çok kötü.ne yapacağımı şaşırdım.arabalar yayaya yol vermiyor.sağ bacağımı yola doğru attım.eski model bir renodaki adam durmadı ilk etapta ,ben bacağımı yola atmıştım bir kere dönemedim.adam fren yaptı.kaos.ben karşı kıyıya vardım.ve sonra açık penceresinden arkamdan bir şeyler söylediklerini duydum.kafamı çevirip bakmadım bile.kavga edecek halim yoktu.belki biraz suçluydum.belki de o yüzden.

*instagramda kendine kulak felan yapıp geyik gibi konuşan bir kadının paylaşımını beğendim.yan binadaki komşu.
gerçek hayatta da geyik gibi konuşuyor zaten.(geyik nasıl konuşur demeyiniz lütfen,anladınız bir şekilde)
çünkü artık vazgeçtim.çünkü ben düzeltemem.düzene uymasamda ,bir kalp yapıp karşımdaki geyik kulakları takıp,geyik gibi konuşan komşumu mutlu edebilirim.

*neden sadece 29 ekimlerde cumhuriyeti kutluyoruz.mesela 20 temmuzda cumhuriyeti kutlasak sosyal hesaplarımızda olmaz mı? burada amacım asi olmak değil.sadece bazen bunları düşünüyorum.tamam biliyorum 29 ekim benim içinde kutsal.ben bu günü kutsal sayıyorum.ama bu paylaşımlara takılıyor aklım.klavye delikanlısı olmakla aynı gibi geliyor.sonra yumuşuyorum insanlar cumhuriyrtini kutluyor diye seviniyorum.

*ben sanki ne yaptığımı biliyor muyum?
grinin elli bin tonu gibi bir ruh yaşantım var benim.tonuyla ilgilenmiyorum.benim sıkıntım gri de.gri olmayı sevmiyorum ama böyle davranıyorum.öyle ortada olmak işte.ilk etapta bahsetmiştim bundan.ortada olmak kötü bir şey.ben oldum siz olmayın lütfen.

*ev şu an tertemiz ve karnım çok acıktı.

*sen iyisindir inşallah .

Anlar

gelecekte yaşıyor muşum gibi davranıyorum.ikibinellilerden felan bahsetmiyorum.sadece bir,iki sene sonrası.bunu özlüyor muşum gibi hem de.bi...