12 Temmuz 2018 Perşembe

yeni

bir şeyler yazmaya korkuyorum sanırım.gitgide uzaklaşıyorum bu eylemden.
bende her şey aynıyken harflere dokunmak neden bu kadar zor geliyor.
aynı şekilde özlüyorum halbuki.aynı şekilde çok seviyorum.
bakışlarım aynı yine.
gülüşlerim aynı.gamzelerimin içinde kağıttan gemilerinizi yüzdürebilirsiniz.
öyle büyük .
ama yazmak.yazmak bende iyileşemeyen bir yara gibi.çaresi bulunmamış.düşününce bile içimi sızlatan.iyileşemeyeceğini anladığımdan sanırım uzaklaşıyorum.

son günler;
ankaraya yerleşmek üzereyiz.ev işini ayarladık.izmirdeki işlerimizi tamamlayıp göç edeceğiz artık.
buraya beş sene önce geldiğimde ankarayı bu kadar özleyeceğimi bilemezdim.
izmir güzel izmir...
bana yaşattıkların için çok teşekkür ederim sana.freng yemişlerine çok teşekkür ederim öncelikle.
alaçatıdan çaldığım sardunyalara çok teşekkür ederim.alsancakta karışık yediğimiz küçük büfemize.(uzun zamandır gitmedik.burdan ayrılmadan önce gidelim Mehmet)
kumruya çok özel bir teşekkür elbet.
özge sana.en çok bu üzüyor beni.senden ayrılmak.ama biliyorum iyi dostlar hiç ayrılmazlar.özgem canım.sen bu yazdıklarımı okumuyorsun.söylemedim sana blog yazdığımı ama şu an içimden bunlar geçiyor.uğurlamaya gelme ,buna dayanamayabilirim.
kedilerim vardı burda benim.uzun süre dostum oldular.hele ki son kedim karşı dubleksin çatısından beni balkonda gördüğünde yanıma gelebilmek için çıldırmıştı.tabii bu koca bir dilim kaşar içindir ama ben kendi üstüme alınmıştım.kediler cennetinde rahat uyu yılışık.adını öyle koymuştuk:)
sığacık,foça,inciraltı çok sevdiğim yerler.yediğimiz balık ekmekler nefisti.
olabildiğince içime sindirerek yaşadım izmiri.özlediğimde geleceğim izmire.sadece yaşadığım ilçeyi sevemedim.alışamadım.insanlarının rahatlığına,umursamazlığına felan alışamadım.
beni üzenleri unuttum artık.öfkemi de yendim.
kötülükleri yanımda götürmeyeceğim.

şimdi,
bir nescafeyi bitirdim bunları yazarken bir kaç şarkı dinledim.(hem kahveyi azalttım artık.haftada bir kere felan içiyorum.)
şimdilik böyle.
sonra yine yazarım.
(noktalama işaretleri için affedin.klavyeden ötürü)
yeni bir hayat dinleyebilirsiniz.

22 Haziran 2018 Cuma

Tek kıvılcımdan nasıl yanarsa koca orman*

hayatın gerçekleri diye bir şey var.
dün pazardan bir kilo kuru soğan aldım ve beş lira verdim.bunu hala sindirmeye çalışıyorum.
tamam muzun kilosunun 8 ila 10 lira olmasına alışmıştım.ama kuru soğan fiyatını sindiremiyorum.
muz yemeden idare edebiliyor insan ama olmuyor soğansız yemek.

yazarken hayatın gerçeklerinden ne kadar bahsetmeliyiz kestiremiyorum.yazının kaosa dönüşmesi demek bu.ben bunu toparlayamam.gerçek hayatla başedemem.çok zor gerçekten.gerçekten zor.

şimdi güzel bir şarkı açıp kurgusal şeyler yazmayı deneyeceğim.uzun zaman oldu sanki yazıya dokunmayalı.şu an dışarıda feci yağmur yağmaya başladı.başlayalım mı yazmaya;

.....
.....,

yazmalıyım.
yazmalıyım.

başlık:utanmazsan unutmam

13 Haziran 2018 Çarşamba

bitmeyen aşklar

kısa bir not:biraz önce yazdıklarımı sildim.
 her şeyi erteliyorum.bir yere gitmeyi,bir şarkıyı dinlemeyi,bir kitabı okumayı,bir şiir yazmayı,spor yapmayı,pencereden kuşları izlemeyi,çiçeklere su vermeyi...
yeniden başlayabilmek veya kaldığım yerden tekrar devam edebilmek için bir kaç güzel şeye ihtiyacım var sanırım.sıkı bir kelimeye ihtiyacım var.beni heyecanlandıracak,şöyle bir savuracak güzel şeylere...

(konudan saptım;)

anneciğim gelirken sana börülce getireyim mi?
sonra tiramisu yaparız.
terasta oturup beraber şehrin ışıklarına bakarız.
sonra bir ah! çekeriz karşılıklı...
bu beni heyecanlandırıyor.yaşamak güzel gibi geliyor.
hasretle bekliyorum.
belki 48 saat belki bir kaç saat daha fazla.
gerçekten heyecanlandım.


böyle bir gel git işte
duygularım..

başlık hikayeye heyecan katsın diye yazıldı.
bir dürtüklemek için kalbimi...



28 Mayıs 2018 Pazartesi

günlük

dün,
fesleğenin saksını değiştirdim.
kek pişirdim.
biber dolması sonra.

bugün,
evi topladım.
balkonu yıkadım.
yollar  şarkısını dinledim.

iki gün önce;
her şeyi akışına bıraktım.
zorlayınca olmuyor.
hayalkırıklıkları can yakıyor.

bugün;
her şeyi akışına bıraktım.
belki sonu hayallerimize çıkar.
bunu bilmiyoruz.

canım.
planlı çok işimiz var aslında.
sonu hayırlı olsun.
sana ve bana ve bize.

canım.
öyle çok seviyorum ki.
öyle çok.

birazdan,
eve gelince
sarıldığında,çok yorulmuşken,alnındaki teri
öperim.

gelecek;
sanırım biraz matematik,biraz ingilizce,biraz fizik ,biraz inkilap ve biraz dinden oluşan bir bütüne
sığdıramayacağımız kadar bizim ve en çok senin.

sitem,
bilsekte yine de içinde yaşadığımız bu düzen bizi istemediğimiz düzensizliklere itiyor.
yapmak istemediklerimizi yapıyor,söylemek istemediklerimizi söylüyoruz.bu bizi bulunduğumuz konuma çiviliyor.halbuki senin geleceğin,anlamsız soruların cevaplarıyla belirlenmemeli.
bunu biliyoruz.ama çivilenmişiz bir kere.çivilenmişiz canım.

sonra;
baki olan sensin,
baki olan biziz.
hayallerimiz bile hep birlikte,

canım.

yeni

bir şeyler yazmaya korkuyorum sanırım.gitgide uzaklaşıyorum bu eylemden. bende her şey aynıyken harflere dokunmak neden bu kadar zor geliyo...