17 Ağustos 2017 Perşembe

eski tanıdıklar

şehir beni yutmuş ve sonra kusmuş gibi...

beklediğin gelmemiş,beklemeden gelen de çekip gitmiş gibi gayet açık bir durum ve ahval içerisindeyim...

gerçek hayat çok hızlı geçiyor,bunu biliyor musun?

bana mektup yazsaydın...


13 Ağustos 2017 Pazar

blog dünyası

bir blog var.terkedilmiş.ben hemen hemen hergün okuyorum.aynı yazıları bilmem kaç defa okudum.yıllardır kuş uçmuyor gibi duruyor sayfalarında.ama hala sıcak ekmek gibi kokuyor.ben okudukça daha çok okuyorum.kahretmesin! bazı insanlar çok güzel yazıyorlar.sıcak ekmek kokusu gibi yazıyorlar.hangi blog olduğunu söylemeyeceğim.çok etkileniyorum.insan öyle güzel yazar mı?

belki de hayranlıklarımız,hayran olduklarımız bize heyecan katıyor.hayran olduğumuz şarkıcının yeni bir şarkı söylediğindeki his..
bunun için yıllarca bekliyoruz.
sevdiğimiz bir blog yazıcısının yeni yazacağı yazıyı günlerce bekliyoruz belki de.çünkü yazılarında bize dokunan bir şey var.
belki saçma sapan bir şeyden bahsedecek,belki de o gün yazdığı yazı kötü olacak belki de yazılan yazıdan hiçbir anlamayacağız.ne demiş şimdi ! diye düşünüp duracağız...
ben hep kendini tekrarlayan yazıları sevmiyorum.çünkü bir sonraki yazıda hangi konudan bahsedeceğini tahmin edebiliyorum blog yazarının.
bir süre sonra okumaktan sıkılıyorum.lütfen hep çamaşırları yıkamaktan bahsetmeyin! kendimi çamaşır makinası gibi hissediyorum.
lakin burası benim alanım ,istediğimi yazarımcanım ,diyorsanızda canınız sağolsun.

yıllar önce blog yazmaya başladığımda ,hep düşünürdüm.her yaşadığım olayı yazıya çevirirdim kafamın içinde.hergün yazmak isterdim.gerekli gereksiz yazardım.
şimdilerde yine yazmak bana keyif veriyor.ama kendimi zorlamıyorum.vakit bulduğumda yazıyorum.gerekli ve gereksiz.

izleyici sayısını artık önemsemiyorum.önceden çok önemserdim.çok izleyici varsa çok iyi blog olduğunu düşünürdüm..öyle olmadığını zamanla öğrendim.yorumlar elbette önemli ayrıntılar.okuyan kişilerin yazılarınıza verdiği tepkiyi anlayabiliyorsunuz.

önceden çok sıkı takip ettiğim bloglar vardı.çoğu artık yok.belki de başka yerde yazıyorlardır ben bilmiyorum.
blog dünyasıyla ilgili böyle şeyler düşünüyordum.paylaşmak istedim.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

tın tın gidelim

kardeşim sabah telefonda hayal kuruyor.yaşlandığımızda küçük bir şehirde olsunmuş evlerimiz.emekli olunca beraber aynı şehirde yaşayıp ,deniz kenarında birlikte tın tın gezelimmiş...hayal kurma,dedim.hayalsiz yaşanmaz ,dedi.sanırım yaşlı ve huysuz iki ihtiyar olarak deniz kenarında tın tın gezmek hayali bana fazla gerçek gibi geldi.tamam çok zengin olup uzun kırmızı ojeli tırnaklarımızla
konken oynamak gibi bir hayal bize göre değil.deniz kenarında tın tın gezmekte bize göre değil.
başka şeyler yapabiliriz.ama ben hayal kurma konusunda yetersiz kalıyorum.kardeşimin hayalleri de çok sade kalıyor.
*tv de obsesif kompülsüf bozukluğu olan insanlar istifçi ve çok pis olan evlere gidip temizliyorlar.ben o anda panik yaşayıp evi silmeye başlıyorum,bunu neden yaptığımı anlayamıyorum.uzun zamandır fazla eşyalarımı elden çıkarmaya çalışıyorum.sadece bardak konusunda bunu başaramıyorum.hep çok bardağım olmalı gibi hissediyorum.
*bir şeyler yazayım diye oturduğumda hiçbir şey yazamadığımı farkettim.lakin blogtan da uzak kalmak istemiyorum.yazmak beni genç gösteriyor pardon genç hissettiriyor.
*evet kilo vermeye devam ediyorum.biraz daha vermem gerekiyor.on kilo daha versem çok güzel olur.bu sıcakta her akşam spor yapmaya çalışıyorum.burcu beğenmiyor.az yapıyormuşum.ama sıcaktan ölebilirim daha fazla yaparsam diyorum.yorum yapmıyor.sinirim bozuluyor.

5 Ağustos 2017 Cumartesi

sonuç

aslında günler çok güzel geçiyor.eski dostlar,çay bahçeleri,eskiden kalan hatıralar.bazen çok komikmişiz,bazen çok yorgun,bazen kaybolmuş,bazen çok kalabalıkmışız.hayatımızda neler değişmiş.belki hiçbir şey,belki çok şey.
tekrar yıllar öncesine dönsek,gençliğimize..imkansız.dönemiyoruz.çoğu şeyi unutsakta ,hatırladıklarımıza sarılıyoruz.
kentleri keşfetmek,hayatı keşfetmek,iyiyi ve kötüyü keşfetmek bir ömrü tüketiyor.sonuç:belki çok şey,belki hiçbir şey.

çok sıcak,bu yüzden bazen ağlamak istiyorum.sıcak diye.uyuyamıyorum.uyuyamıyorum.

Cihan Mürtezaoğlu - Bu Bir Yağmur Mu

-



yağmur,n'nolur

4 Ağustos 2017 Cuma

28 Temmuz 2017 Cuma

sevgili günlük

yazı yazarken kendimi daraltıyorum.
belki günlük yazmaya başlamalıyım.hem olay çok bizim buralarda.mesela gece iki buçuk olduğunda karşı bahçenin horozu ötmeye başlar.böyle canlı canlı pişiriyorlarmış gibi,feryat figan ötüyor hem de.
inanmazsın belki ama tüm naifliğime rağmen boğazına peçete tıkamak istiyorum.çünkü bir çıldırma nöbeti geçiriyorum.tatlı horozcuk gece iki buçukta ötülür mü? elbette bunda da saklı bir giz vardır.

bende olay bitmez,evet günlük yazabilirim.başka blog açmıyacağıma yeminliyim artık.onun için ne halt yapacaksam bu sayfa da yapacağım.ne o akerdiyon gibi aç kapa aç kapa.bıktım ben de inan ki.sonra küçük joe'nin bloğunda gördüm ,kendi yazılarını seslendirmişler.ben de yapcam öyle.seslendirme de bu sayfada olacak,kargadan bozma ses tonumla okurum artık .

sevdiğim fimleri,dizileri,okuduğum kitapları,ettiğim kavgaları,içtiğim kahveleri ve çayları da paylaşacağım.onları da bu blogda yapacağım.özgeyle kahve içiyorum pozu,sibelle kahve içiyorum pozu,müjganla kahvaltı yapıyoruz pozu.hem sevimliyim ben.

hepsini yazarsam hem bende rahatlarım.sonra dağda ,tepe de gezerken,çiçek toplarken de paylaşırım.
konu öyle çok ki.yaz yaz,paylaş paylaş bitmez.

böyle böyle şeyler işte.
benim canım sıkılıyor.
yine horoz geldi aklıma...

vefasız...