22 Haziran 2017 Perşembe

ejderha vardı.

üç resmi görevli gelip bir şeyler anlattılar.sesleri uzaktan geliyordu.karısının harareti beni olaya daha çok çekti.ellerimi durulayıp balkon kapısının önünden kısa bir süre baktım karşıya.bahçe duvarını dışına yaptığı kümesleri kaldırması için bazı evrakları imzalattılar.küçük bir kümesle başlamıştı.bir kaç tavuk,bir horoz dolanıp dururdu kapısının önünde.sonra kümes büyümeye tavuklar çoğalmaya başladı.kümes sayısı üç oda bir salon kadar büyüyüp ,tavuk imparatorluğuna dönüşmeye başlamıştı.
sabah kahvaltılarını balkonda yaptığımız zamanlarda emekli adamı seyrederdik.tam karşımızdaydı çünkü.bazen atleti üstünde  yatak pijamasıyla çıkıp tavuklarıyla haşır neşir olurdu.emekli hayatının kabus olduğunu düşünmeye başlamıştım.evrakları imzaladıktan sonra ilk önce tavukları elden çıkarttı.sonra sırasıyla üç oda bir salon kümesleri yıkmaya başladı.sonra günlerce yıktığı kümeslerin
odunlarını kırdı ve sonra kümeslerin yel esen yerine taşlar dizdi.beğenmeyip söktü.ertesi gün tekrar dizdi.emekli hayatının gerçekten kabus olduğuna inanmıştım.emindim artık.
sonra kendimizi düşünmeye başladım.kümes inşa edip tavuk beslediğimizi,odun kırdığımızı,taş dizdiğimizi...
belki kümeste tavuk yerine ejderha besleyebiliriz.en azından emekli hayatımıza biraz heyecan katabiliriz.kırdığımız odunları kibrit çöpü büyüklüğünde sıra sıra dizebiliriz,ya da ne biliyim..
gezeriz biz gezeriz...hiç gerek yok şimdi durup dururken ejderha beslemeye.

15 Haziran 2017 Perşembe

nasihat

bazen yalan söyleyebilirsin ;dedim.
yüzüme gözlerini açıp baktı.
evet ,dedim;bana güven.
bazen şu pembe yalanlar işte...
mesela ;özlemediysen de ,çok özledim diyebilirsin.
mutlu edebilmek için.
bunun doğruluğuna inanmalısın.
biliyorum sen şimdi,yalan söylemenin doğruluğumu deyip,dengesiz bir insan olduğumu düşüneceksin...
düzgün şekilde son moda kestirdiğin saçlarınla başını başka tarafa çevireceksin.
ısrar ediyorum;seni özledim diye;yalan söyle...

not:aslında deli gibi özledi..ama itiraf etmenin onu aciz bırakacağını düşünüyor olmalı ...

14 Haziran 2017 Çarşamba

sana bazı sebebler sunuyorum.

üstüme eşyanın ağırlığı çöküyor.burdan kaçmak zorunda kalsam yanıma sadece eski fotoğraflar ve mektup kutusunu almak isterdim.
başarı ile tamamlanmış okul belgelerimi felan hepsini bırakıp kaçabilirim.
sanırım bir de yakın gözlüğümü alırım.artık rahat okuyamıyorum gözlüğüm olmadan.
bir nevi yaşlandığımı kabullendiriyor bana.bu büyük hakikat sehpanın üstünde durmasaydı yeni yetme ergen gibi davranmaktan hiç çekinmezdim.

annemle bir akrabasının evine gitmiştik.orada eski fotoğraflara bakarken annem ,babam ve canım abimin olduğu bir fotoğrafa rastladım.bu fotoğrafı abimin albümünde görmüştüm.
annem çok genç ve çok güzel,abimin ilkokula başladığı gün.
anne dedim usulca ben bu fotoğrafı burdan alıp çalacağım.çünkü babamın bende hiç fotoğrafı yok.
ne kadar istemesem,inkara yeltensem de babam o benim.ellerimin,ayaklarımın,sırtımın benzediği babam.
al, dedi annem.babamın içinde olduğu fotoğrafı çaldım işte.şimdi cüzdanımın içinde duruyorlar.genç ve güzel ve mutlu oldukları bir anda ...

babamın fotoğrafına bakamazdım çok genç olduğum zamanlarda.hayatı bilmiyordum ki.hep birgün karşılaşırsak olup olmadık bir yerde ,suratına bile bakmayacaktım.hiç karşılaşmadık.ben arada bir ağladım.üzüldüm.karşılaşmayı bekledim.olmadı.
hayatı anlamaya,insanın hatalara karşı savunmasız kalabilceğini anladığımda anladım bazı şeyleri.aramızda yaşanan birkaç zamandan başka ortak bir geçmişimiz olmadı hiç.suyu nasıl içerdi,ekmeği nasıl bölerdi hiç bilmedim.
ama işte yıllar sonra o albümden babamın olduğu fotoğrafı çaldım.benim olması gereken bir fotoğraftı o zaten.içim rahat o yüzden.

eşyalar diyorum,üstümden attıkça rahatlıyorum.nefes alıyorum.

ama çok yoruluyorum.


 zaten kırılmış bir kızsın



13 Haziran 2017 Salı

mürekkep

yazıların terkedilmiş bir şehir gibi duruyor.
korunaklı kalelerin kimsesiz kalmış,şehrin duvarları griye boyanmış gibi...
yaşlanmayı kabul edemeyen bir kadın gibi davranıyorum kelimelerine..üstüne allı pullu kalemle çizgiler çizip,kendinden yirmi yaş küçük bir kıza aşık olmuş çapkın adamlar gibi dokunuyorum kelimelerinin üstüne..buruşmuş ellerimle taze bir meyvayı dalından koparır gibi bir hevesle..

insan insandan gidiyor,insan şehirlerden,ülkelerden gidiyor,rüyalardan,düşlerden gidiyor bunu kabulleniyorum.bir mecburiyetin arkasına sığınıyorum hem de.

ama insan kendinden gider mi?
cevabını en kestirme yoldan verebiliyorum.ama kabullenemiyorum.sanki verdiğim her doğru cevap,
tüm hayatımı götürüyor gibi...

sen bunları okurken ,ben hala yazıp yazmamakla ilgili hesap tutacağım.
oysa ne çok severdim...dolmakaleme siyah mürekkep çekmeyi.





12 Haziran 2017 Pazartesi

ceza

hissizleşmek gibi bazen...

domatesleri küp küp kesmenin anlam karmaşıklığı...
açıklamak isterdim.yuvarlak domateslerin küp küp kesilmesindeki karmaşıklığı..
boş yere laf çevirmeye çalışıyorum..
içimden neler yazmak geçiyor,bir bilsen bunu.
sonra vazgeçiyorum.
bir çizik atıyorum içimden geçenlerin üstüne.
biz yine domateslerden bahsedelim.sence küp küp kesmek,domateslere yapılmış büyük haksızlık değil mi?hangi domates ister ki bunu,
saat gece yarısını geçince bütün domatesler kurt adama dönüşsün de o zaman görün domateslerin gücünü...

bazen yazdıklarımı kimse okumuyor.yoruluyor kelimeler.yazılsa yok olacakmış gibi hissediyorum..

kızarmış yeşil domatesler...evet evet izlemediysen izlemelisin.kızarmış yeşil domatesler.
ne güzel bir filmdi.


11 Haziran 2017 Pazar

ah!

yazıp yazıp siliyor olabilirim.
silip silip yazıyorda.
bazen her şey anlamını inkar edip gidiyor benden.
bazen tüm inkarlar anlam kazanıyor sonra.
kuşlar göç eder gibi....

hayır aslında yazmak istediğim şey. o kitap,sımsıkı sarıldığım..kuşlar yasına gider.
hasan ali toptaş nasıl yazıyorsun ki böyle,böyle sarılmak istediğim kelimeleri.nasıl yazıyorsun.

8 Haziran 2017 Perşembe

İkiye On Kala - Olmaz Olmaz Deme Hiç (Cover)

-

Annem masal anlatmayı bilemezdi.çünkü annemin annesi de bilmezdi.ninem bir tane masal öğrenmiş,anneme hep o masalı anlatmış.ilkokuldaydım.annemi masal anlatması için baskı altına almıştım.ve bana bildiği o masalı anlatmıştı.allahım dünyanın en korkunç masalı!kabus gibiydi.tam hatırlayamıyorum ama çok korkmuştum.Ders oldu.Bir daha masal dinlemek istemedim..güzel bir masal dinlemeyi hep arzuladım lakin.ama ısrar etmedim.

yıllar sonra anneme hatırlattım bunu.napıyım  Ayşe ,başka masal bilmiyordum ,dedi.

ben masal bilsem de anlatmayı beceremiyorum.fıkraları ve masalları benden dinlemek istemezdiniz.

komik bir fıkra ve içli bir masal bile korkunç bir hal alıyor ben anlatırken.çoukluğuma inin,altta yatan sebebi bulun,demek istiyorum o an.



bu şarkıyla pek uyumlu bir yazı olmadı biliyorum.uyumu kaybettim zaten.yazmayı unuttum.unutuyorum her şeyi....dünyadan sıkılıyorum.heveslerimi yitiriyorum.hayallerimi özgür bırakıyorum.felan filan hepsi...